Kuzey Irak olan, gönülden de ırak olur…
Müjde! Nurtopu gibi bir düşmanımız oldu…
Askeri veya ekonomik bakımdan fersah fersah aşağıda olan ülkelere düşmanlık yapmak, yeni moda oldu herhalde. Bu ara koca koca devletler, kendileriyle kıyas kabul edilmeyecek küçük işlerle boğuşuyorlar. Ama zaman değişiyor. Fiyaskolar, geniş halk kitleleri tarafından o kadar çabuk öğreniliyor ki… Dünyanın medeni ülkelerinin yöneticileri “Savaş” demeden önce bin kez düşünüyorlar artık. Umalım da Türkiye; sağa sola bulaşması, dayılık yapması yüzünden zarar gören son ülkelerden biri olmasın…
Birçoğunun sonuçlarını gördük, görüyoruz… Ama keşke ders alma, tecrübe etme kabiliyetleri; daha bol dağılmış olsaydı. Çünkü kabiliyetsizlerin, alkış için yapacağı taktikler mevcut: İşin kolayına kaçmak, sığ politika yapmak, ufku küçültmek, içe kapanmak… Vatandaşların zamanından, parasından, çoluğundan çocuğundan çalmak… vb.
Vatandaşa dönersek te; bu gibi sığlıklara teşne ciddi bir kesimin bulunduğunu görürüz. Bu radikal kesimin orta ve üst gelir katmanlarında yoğunlaşması çok ilginç olsa da, fanatik seçmenlerin gelecekte de Türkiye’nin başına bela olacağı ortada.
Saldırma kültürüne bu kadar bağlı bireylerin nispeten cahil, az gelişmiş ve manipülasyona açık bireyler olması kimseyi şaşırtmaz. Yani bu gruplar, oy avcıları için ideal bir kaynaktır! Zaten oy beklentisi olmasa, politikacı; neden ağzından köpükler çıkararak savaş çığlıkları atsın ki?
Belki de saldırı destekçisi halk fertleri; hayatta hiçbir başarısı veya hayattan bir umudu olmayanlardır. Düşmanları küçüktür, çünkü zaiyatın çok olmasını istemezler. Futbolda da böyledir: Fanatikler için önemli olan; güzel ve adil bir oyun değil, tutulan tarafın “bir şekilde” kazanmasıdır.
Savaş propagandasına çok yardımcı olacak koşullar da ortaya çıkabiliyor tabi bu arada. Mesela; düşman diye sunduğunuz bölgeyi, aşiret reisleri yönetiyorsa iş çok daha kolay oluyor. Bu taraftan “bazıları” tehdit ediyor, karşı taraf ta çok kere yaptığı gibi hata yapıyor ve ortalığı kızıştırıyor.
Bu içi boş saldırganlık durumu; iri yarı, güçlü ve kavgacı gençlerde de görülür. Sokakta gözüne kestirdikleri güçsüz, cahil, pısırık görünümlü adamlara “bulaşırlar” ve sudan bir bahaneyle kavga çıkarırlar. Tabi ülkelerin; sokak serserilerinden daha kontrollü olması gerekir. (değil mi?)
Savaştan fayda sağlayanlar için, çok uzamıştı zaten bu barış yelleri. Bu anlaşılır bir durumdur. Ama herhangi bir saldırı sonrası; zarardan başka birşey görmeyecek bazılarımız neden kaşınmaya başladı, rahat neden batmaya başladı bazı çapulcu takımına; bilinmez.
Daha önce sayısız kere yapılmış, tam destekli operasyonlar biliniyor. Bugünkü durum da ortada. Kaynakları ‘şüpheli’ kanıtlara dayanarak, dünyanın en karışık bölgesinin dağına taşına yapılacak bir operasyondan medet ummak, akıllıca olamaz. Tabi siyasi amaçlar yoksa…
Herşey bir yana… Birilerinin bizi manipüle etmeye çalışıyor olması kadar doğal bir şey yoktur. Bizim görevimiz de bu goygoylara inanmamak olsun.
Savaştan, bombadan, ölümden medet umanlar azaldıkça; dünya daha güzel bir yer olacak.
18 Aralık 2007, 13:18 tarihinde.
Oyun başladı.
Kaynaklar şüpheli, hedef tek!!!???
Türkiye dünya haberlerine, ’saldırgan’ yüzüyle çıkmaya başladı son zamanlarda. Keşke böyle olmasa…
04 Mart 2008, 21:48 tarihinde.
Kısa sürmesi, uzun sürmesinden daha iyidir. Umarım hayırlısı olmuştur. Ve bundan sonra Türkiye, dünya haberlerinde daha olumlu başlıklarda geçer.
“Keşke hiç yapılmasaydı.” demek bir yana; kısa sürdü diye kızanlar var. Ne yazık…
Halbuki sınırların dışında, karda kışta, dağlarda savaşmak; çok zor olsa gerek…