Güzel jenerikli makina; Televizyon Dinozoru
Sadece “Televizyon Makinası” ile ilgili olacaktı bu “Televizyon Kritik“, ama geçenlerde çok ilginç bir program yayınlandı NTV’de. Okan Bayülgen durduk yere trip atmaya başladı. Hem de canlı yayında… Hem de 10 dakikadan daha uzun bir süre boyunca…
Program sunucusu; konuğuna bakın ne inciler sarf etti:
- Şimdi karşılıklı eğer bir gıcıklaşmaya gideceksek hemen gıcıklaşırım söyleyeyim.
- Niye benim seyircimin karşısında bana böyle bir eleştiri getiriyorsunuz ki?
- Allah allah. Hayır yani doğru değil, siz beni bu konuda uyaramazsınız. Ayrıca da ben iki aday arasında ne kadar efendi bir şekilde eşit bir süreyle konuşulmasını sağlıyorum.
- Mesela yıllardır 12 senelik televizyon tarihi boyunca mesafe konusunda, konuklarıyla mesafe konusunda hiç hata yapmamış bir insana siz bir uyarıda bulunuyorsunuz.
- Ben zaten hücum etmiyorum, çünkü bana hücum edildi, onu seyircilerin gözü önünde düzeltmenizi istiyorum.
- Sayın Bayülgen’i bırakın, sayın Bayülgen falan filan böyle bunlara gerek yok. … sayın Bayülgen dedim, arkasından saygısızca konuşmaya devam ettim…
- Hayır hayır ben bir konuşan kafayım televizyonda. Yani beni 12 senedir siz televizyonda görüyorsunuz değil mi? Ya da televizyona bakmıyorsunuz. Televizyona bakmıyorsanız çok fena, demek ki haberleri seyretmiyorsunuz, başka programları seyretmiyorsunuz. Çünkü ben haberlerde de çıkıyorum, başka programlarda da çıkıyorum, kendi programımda da çıkıyorum, beni tanıyorsunuz. Beni bugüne kadar kimsenin mesafeyle ilgili suçlamamış olduğunu da herhalde biliyorsunuzdur. Onun için hayır, bunu sakın ha kabul edemem yani.
- Kimse bana terbiye öğretemez televizyonda.
…
ve ne yazık ki daha da devam etti medyacı hezeyanları…
“Bu Sizi İlgilendiriyor” programı - 11.07.2007
Program metni için:
http://www.ntvmsnbc.com.tr/ntv/metinler/BuSiziIlgilendiriyor/20070711.asp
Çok şey söylemeye gerek yok. Durumu tanımlayan çok sıfat var. Bazıları çok ağır, bazıları kinayeli. Kendini beğenmişlik diyelim… ve geçelim.
Türkiye televizyonları çok çok uzun bir süredir dinozorlaşma sürecinde, ve tabi ki bu durum “Gece Yarısı Gösterileri” ve bunları sunabilecek sunucular için de geçerli. İki eski radyo şovmeni adam var . Özel televizyonlar çıkalı beri bu ikisi… 70 Milyonluk Türkiye’nin; sadece Beyaz ve Okan Bayülgen’i var. İkisi de aynı kanalda…
Tabi bu işe girmek isteyenler oluyor mutlaka. Radyo şovu sunanlar denediler, hala da deniyorlar. Komedyenler deniyor. Ama ne yazık ki; sonuç alınamıyor…
Sebebi her ne olursa olsun; rekabet olmayan yerden, yenilik veya güzellik çıkmaz. İşte bizim tv şovlarımız da, belki bu yüzden vasat kopyalardan öteye geçemiyor. Geyikler güzel bile olsa; yıllanmışlık, hantallık… yaşlılık var. Değişmiyorlar, ve değişmeleri gün geçtikçe zorlaşıyor, risk büyüyor… vb.
“Televizyon Makinesi”nde internetin geleceği diye lanse edilen, teveccühleri de toplayan “Sözlükler”; yukarıda bahsi geçen beyin embolisi sayesinde pohpohlanmaktadırlar. İşin komik tarafı; sürekli reklamları yapıldığı için gereksiz, balon büyümeler gerçekleşmekte; hiçbir fikir içermeyen, sadece benzer alanadları bulunan birçok kopya site açılmaktadır.
Kendilerine hitap şekilleri de ilginç: “Klon”. Klon kelimesi, afilli bir hava katıyor herhalde. Halbuki klonlamak, kopyalamak, benzer içerik sağlamak; geleceğin internetinde yer bulamayacak fiiller. Bundan haberi olmayan kişi, internet hakkında boş konuşur ancak.
Unutmayalım ki Bayülgen’in (ve birçok ünlünün) pohpohladığı bu sözlüklerde;
- Hiyerarşi vardır. Üst-ast, eski-yeni vb. ilişkiler hakimdir.
- Bilgiye, başkalarının yazdıklarına değer verilmez. Yazılanlar kolaylıkla ve kişisel kaygılarla silinir, üyeler atılır, haklar elden alınır… vb.
- İnternet’in geleceğini şekillendiren, katılımcı projelerde bulunan özgür ve çoğulcu etkileşim; bu sözlüklerde kişisel ego tatmini şekline bürünür.
- Sözlüğe katkı sağlayanlar arasında, kapalı toplumlarda görülen sahte bir dayanışma vardır. Yalakalık ve ispiyon müesseseleri tıkır tıkır işler…
…
Türkiye’nin en çok reyting alan “Late Night Show”u bu halde işte. Gençlere hitap ettiğini iddia eden bu programın, dünyadan ve özellikle internetten habersiz durumda olması ne acı…
Halbuki sektörde kafası zehir gibi çalışan, yaratıcı bi dünya adam var. Bakın, ne kadar da güzel bir kolektif çalışma: