Formula 1 Türkiye, İstanbul Park Pisti ve boş tribünler
Üç yıl önceki ilk yarıştan önce organizasyon yönetiminin, görevlilere ne kadar saygısız olduğunu görmüş ve bu oluşumun içinde bulunma kararımı değiştirmiştim.
Dünya Ralli Şampiyonası Türkiye ayağının ilk organizasyonu da böyleydi. Etkinlikleri ayakta tutan, irili ufaklı unsurlara saygı duymayan “yöneticiler”, sadece kendi aralarında birbirlerini pohpohlarlar zaten. Sonra da bir bakarız ki; WRC Türkiye ayağı, 2007 takviminden çıkarılır…
Türkiye’de birçok kurum gibi, motor sporları klüp ve federasyonları da ilk gelen kapar mantığıyla kuruldu. Sonrasında da tabanı iyi kuranlar, taraftarlarını yönetime güzelce yerleştirenler bu kurumlara demir attılar. Bazıları bu işten büyük gelirler de elde etti…
Neyse… Yarışın üçüncü yılında, sıralama turlarını güzel bir yerden izleme fırsatı çıktı. Ben de gittim…
Fakat ne yazık ki; abidik, gubidik işlere bolca zaman harcayanlar, herzamanki gibi önemli işlere zaman ayırmamışlar. Özellikle yurtdışından gelen ziyaretçileri çok fazla zorlayacak birkaç nokta:
- Yollarda, özellikle yarış günü bolca bulunması gereken “İstanbul Park” tabelaları, hala son derece anlamsız yerlerde ve bir bölümü de ağaçlarla, dallarla örtülmüş. Sabiha Gökçen Havaalanı’nı kerteriz almasaydık, ne yapardık o otobanlarda bilmiyorum. Bir şekilde ulaştık piste.
- Otopark olayı her zamanki gibi halledilmemiş. Yerel belediyeye ve belediye görevlilerine devredilen otopark organizasyonunun ne kadar önemli olduğunu anlarlar birgün umarım. Doluluk yüzünden otoparkların yanındaki bir toprak alana bıraktık arabayı. Pikniğe gelmişiz gibi…
- Üst baş, çanta, cep arama işleri abartılmış. Tribüne ulaşana kadar defalarca arama, taramadan geçtik. Ve en sonunda koltuklarımıza geçtik.
Ve en önemlisi:
- Gold tribünde oturmamıza rağmen; 3 sıralama turunun sonunda bile, sıralama derecelerini bilmiyorduk.
Start düzlüğündeki Gold tribünlerin karşısına iki tane “küçük” dev ekran kurulmuş. Tam karşıdan bakılsa bile görüntüleri çözümlemek zor. Kocaman Gold tribünlerin büyük bir kısmının ekranlara bakması imkansız. Gözlerimi kısa kısa, en iyi dereceyi yapan pilotu ve yakalayabildiğim diğer bilgileri anlamaya ve yanımdakilere anlatmaya çalıştım. Yorucuydu…
Gördüğüm birçok tribün bomboştu. Sıralama turları günü olduğu için mi bilmiyorum, fakat gelenin bir daha gelmemesi için herşey yapılmış; bunu biliyorum.
Ev rahatlığında, yarışı doğru dürüst izlemek varken; neden gidilir ki İstanbul Park pistine F1 için? Makinaları ve hızlarını görmek, seslerini duymak için mi?
Olabilir…
Kapalı tribünlerin de yardımıyla, oyuncakların çığlıklarını bol bol duyduk…