Sağlığım, devlete emanet. Özgürlüklerim de…
Sigara yasağı, sigarayla savaşanlar, duman avcıları… vs. vs. vs. Amaç; devletin, vatandaşları arasında ayrımcılık yapması. Devletse; insanların işine burnunu sokmaya dünden razı.
Dünyanın her yerinde; işi gücü bırakıp, sigara içenlere karşı kanunlar çıkarttırmaya çalışan insanlar var. Kendilerini Florence Nightingale sanan bu lobicikler; asıl mevzunun sağlık değil, özgürlükler olduğunu maalesef anlayamıyorlar.
Haklılık iddiası için bazı araştırma ve anket rakamlarının manipüle edildiği biliniyor. Pasif içiciliğin insan sağlığına ne kadar zararlı olduğunun tespiti; bilimsel metodoloji açısından zaten çetrefilli bir konu.
Biz yine de çok çok zararlı olduğunu kabul edelim… Veya daha ileri gidip; sigaranın, insan sağlığı için en büyük tehdid olduğunu, pasif içicilerin neslinin de tükenmek üzere olduğunu varsayalım…
Ne düşünürsek düşünelim; devletin, işyeri sahiplerine: “Müşterileriniz arasından bazılarını sevecek, bazılarını ise aşağılayacaksınız.” demesi, özgür olduğunu iddia eden bir ülkeye yakışmaz.
18 Ay sonra umarım bu saçmalık unutulur da, Türk milletinin o eşsiz “kanuntanımazlığı” devreye girer. Ve insanlar der ki: “Barda, restoranda “zorunlu” sigara yasağı mı olurmuş? İmparatorluk mu burası? Biz kul muyuz?”
Tabi ki; işyeri sahipleri, kendi mekanlarında sigara içilmesini engelleyebilirler. Fakat bunun zorunlu tutulması, özgürlükleri zedeler. İşletmeler, müşteri şikayetlerini dikkate alırlar. Bir restoran sahibi; sigara dumanı yüzünden para kaybettiğine inandığı anda, sigarayı zaten yasaklar. Kanuna ne gerek var.
Yüzyıllardır işleyen bu sisteme, devletin çomak sokması sadece “sosyal kontrol” isteğiyle açıklanabilir. Sigara içmeyen, yalan söylemeyen, ahlaklı, çalışkan… bir ulus yaratma emelleri; tarihte birçok insan hakları ihlalleri ve iç acıtan despotluklarla sonuçlandı. Ders çıkarmak gerekli.
“Sigara içenler, ikinci sınıf vatandaştır.” diyenlere sözüm:
Ali Cengiz oyunlarını bırakın. İki dakika delikanlı olup; yasaklasanıza sigarayı!!!