Yorum Farkı - İki evhamlı elit

Solda oturan beyaz saçlı amcanın, yüzyıllar öncesinin fikirleriyle konuşması ve hatta bu fikirlerin bazılarını savunması, programı çok aşağıya çekiyor. Bu köhnemiş, örümcek ağı gibi fikirlerin hala NTV’de nasıl yer bulduğunu anlayamıyorum. Program yanlış formatta başladı belki de… Neyse.

Soldan soldan gelenler, maalesef çağımızdan fersah fersah uzak. Yeni dünya düzeniyle, global birleşmeyle, dünya vatandaşlığıyla ilgili tek bir yaklaşım yok. Hep eski şeyler…

Soldaki takımı tutmuyoruz demek ki. Diğerine bakıyoruz: Yeni dünyadan az da olsa haberdar, eski muhalif, liberal diyorlar, tok sesli… soğukkanlı gibi. Yine de, kısık gözlerle bakmak lazım…

Neredeyse her programda usanmadan uzlaştıkları bir konu var. İstanbul’daki asayiş “sorunu”!. Kanıt olarak ise somut rakamlar yerine; üçüncü sayfa haberleri, gelen mailler, eşin dostun lafları… Kısaca “Sağdan soldan kulak dolması”.

“Yavrum, dışarı çıkma, başına birşey gelir.” diyen yaşlı, evham sahibi ninelere benziyorlar bazen. Ve her seferinde aynı adresleri veriyorlar: Daha fazla polis, daha güçlü polis, daha mutlu bir dünya… Sol tarafa yakışıyor bu yaklaşım. Toplum mühendisliği düşüncelerine uygun, devletçi vb. Her şey bir yana, tutarlı. Diğer taraf ise, temel iddialarıyla ters düşüyor.

Kısa ve öz: Daha fazla polis, daha güçlü polis; daha büyük devlet demektir. Birisi, ya büyük devlet ister, ya da küçük. “Ben devletin küçük olmasını istiyorum. Ama o küçük devlet beni her yerde anneciğim gibi koruyup kollasın.” talebi; hem mantıklı bir talep değildir, hem de modern özgürlük düşüncesiyle bağdaşmaz.

Çok ta şaşırmamak lazım. Dünyanın her yerinde böyledir bu iş. Bazı medya elitleri, ünlüler, enteller vb. (ekranın solunda veya sağında farketmez) yaşamlarında risk istemezler. İşin kötüsü çok evhamlıdırlar. Gidecekleri yerleri özenle seçer, halkın kalabalık olduğu yerlerden kaçınır, özellikle geceleri sokaklarda dolaşmazlar. Dışarıda neler olup bittiğini gazete, tv vb. kaynaklardan takip ederler.

E medyada da, korku hikayeleri popülerdir. Çünkü bu hikayeler dikkat çekicidir. Yani kendi kendilerini gaza getiren bu medya kişileri: “İnsanlar cani olmuş. Bu ne vahşet.” der, olmadık yerden korku doğururlar.

“Çok fena bir kısırdöngüdür, ama sonuçta kendi seçimleridir…” diyemeyiz çünkü iş; devletten bakıcılık talebine, polis devleti sözcülüğüne dönüşüyorsa, ortada bir sorun var demektir. Sokaklardaki suçla mücadeleyi; polis sayısına indirgemek, fikirsel sığlıktır. Umarım devlet, bu kendini bilmezleri dinlemez de, “Suçla mücadele için yüzbin polis istihdamı yaptık.” gibi şeyler duymayız.

Kalabalık yerlerde; gürültü yüksek, trafik kalabalık, suç ta fazla olur. “Hem milyonlarca insanın birarada yaşadığı bir kentin tüm artılarından, sinerjisinden, olanaklarından faydalanayım; hem de bu milyonları, birileri benim için elekten geçirsin ki, kötü olanlar benim karşıma çıkmasın.” Oooh, suyundan da koyalım o zaman…

Özellikle bazı medyatik insanlar, kendi gölgesinden bile korkar. Bunlar toplumda azınlıktır ve bazıları çok yaşlıdır.

Halbuki sokaklar çoğunluğundur, tüm insanlarındır, herkesindir.

Kendini tamamen güvende hissetmek isteyen; plazalara sığınsın, göz yaşartıcı sprey alsın, silahlı koruma tutsun… Hatta en iyisi evinden hiç çıkmasın. Böylece kafasına hiç saksı düşmez.

“Yorum Farkı - İki evhamlı elit” için 1 Yorum

  1. İlyas Arslan diyor ki:

    Ve ne kadar ilginçtir ki;

    Yukarıdaki yazıdan bir kaç gün sonra TMSF, Mehmet Barlas’ın başyazarı olduğu Sabah ve aynı gruba bağlı ATV vb. kurumların yönetimine el koyar.

    Olayın hemen ertesinde yayınlanan “Yorum Farkı” programında “operasyon” eleştirilir.

    Aynı programda iki taraf ta kaşlarını, şüpheyle yukarı kaldırır…

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


Creative Commons License
İlyas Arslan Blog by İlyas Arslan is licensed under a Creative Commons Attribution-Share Alike 3.0 Unported License.