Seçim Zamanı: Parlamenter Demokrasi mi? Paramiliter Demogoji mi?
Parlamenter demokratik sistemi eleştirmek zordur. Çünkü, medeni sayılan tüm ülkelerin benimsediği bu rejimi eleştirebilmek için elle tutulur bir alternatif sunulmalıdır.
Parlementer demokrasiden yana olmak ta zordur. Çünkü bazen, seçtiğimiz parti veya aday başarılı olamaz. Ya da referandumlarda; evet veya hayır diyen bir kısım seçmenin oyu, nihai kararda temsil edilmez. Seçim ve oylama işleri böyledir. Üzerinde anlaşılan şekil şartlarına uyulmuşsa, kimsenin mızıkçılık yapmaya hakkı yoktur. Mızıkçılığa bahane bulmak ta yakışık almaz, minareye kılıf hazırlamak ta…
Bireyin vermesi gereken en önemli karar; parlamenter demokrasiyi destekleyip desteklemediği kararıdır. Desteklemiyorsa, gülünç olmamak kaydıyla bir alternatif ortaya koyar. Destekliyorsa da seçimlerde oyunu kullanır ve sandıktan çıkan sonucu kabul eder.
Bu günlerde, çoğunluğun kararına saygı noktasındaki eksikliğin, nerelere kadar gidebileceğini gözlemliyoruz. Bu çağda bile, bazılarının sonucu kabul edebilme olgunluğu güdük kalabiliyor demek ki. Hayali sınırlar “aşıldığı” zaman; kimi sokaklara dökülüyor, kimi “Onu yap, bunu yapma.” diye tehdit ediyor, kimi de meydanları okuyor… Çok hırslı olanlar ise; “sistem bekçi“lerini göreve çağırıyor. Ve ne acıdır ki bazıları, durumdan görev çıkarıyor…
Bu işin lamı cimi yok. Seçim sonrasında, bir dahaki seçime kadar; “Ben bunları sevmiyorum, birisi bunların ayağını kaydırsın.” demek mızıkçılık yapmaktır. Sistemin dışından sopa gösterenlerin tuttukları tek taraf vardır; kandi tarafları. Ve tecrübe; kılıcın kime saplanacağının belli olmadığını da gösterir. Hukuk dışı, sistem dışı uygulamalar kontrol edilemez. Bir gün sağı devirir, bir gün solu; bir gün onu, bir gün bunu…
Kısa vadeli küçük planlarla, Demokles’in kılıcını alkışlayanlar; çok ayıp ederler. İçinden “Oh olsun! Bu sefer eski günlerdeki gibi olmadı belki, ama sistem kilitlendi ya… Önemli olan sonuçtur.” diyenler; kendilerine birkaç tokat aşkedip, ağızlarından çıkana dikkat etmek zorundadırlar. Azınlığın, çoğunluğa tahakkümü hiçbir şekilde kabul edilmiyor. Edilmemeli de… Çoğunluğun kararına saygı göstermeyi beceremeyen, bi zahmet kendine uygun bir halk arasın.
Temsili demokrasiyi eleştirmek için, öncelikle parlementer rejimi anlamak gerekir. Seçim sonuçlarını içine sindiremeyenler ise, güncel demokrasiyi anlama kapasitesine sahip değildir, düşünce sistemleri kısırdır. İşin daha kötüsü bu kişilerin ağzından; “Bu halk demokrasiye hazır değil.“, “Birilerinin devleti, sistemi koruması gerekli; çünkü bu cahil halkın kimi seçeceği belli olmaz.” gibi kendini beğenmiş sözler eksik olmaz.
Kendini; diğerlerinden üstün gören insanlar; tehlikelidirler. Umarım tarih; sistemi “bir şekilde” kilitleyerek muhalefet yapmaya çalışanları o kadar derine gömer ki, bir daha goygoylarını kimse duyamaz.