‘Yazılar’ Kategorisi için Arşiv

Herşey çok güzel olacak!

Pazar, 16 Mart 2008

Hrant Dink‘e iyi oldu!” diyenler var.

Türbana karşıyık diyenler,

Kuzey Irak’tan çekilmeyelim!” diyenler…

Darbeyle flört edenler,

Blogları, siteleri, Youtube’u engelleyenler,

Sansürden haz duyanlar var. Hala!

Son havadis:

Saddam’a özenen azınlık dedi ki: “Laikliğe karşı eylemlerin odağı oldu AKP. Kapatalım!”

- Bu mudur abi?
- Budur abi!
- Herşey çok güzel olacak!!!

İstenmeyen Posta, Spam Nedir?

Pazar, 17 Şubat 2008

“İstenmeyen Posta”, “İstenmeyen Mesaj”, “Spam” terimleri; talep etmeyen kişilere, toplu olarak gönderilen eposta veya mesajları tanımlar.

Genellikle ticari amaçlı olan bu mesajlar; birbirlerinin aynı veya birbirlerine benzer içeriklere sahiptirler ve toplu olarak , mesajı talep etmemiş alıcılara gönderilirler.

Bir mesajın Spam olabilmesi için; hem “istenmemiş, talep edilmemiş”, hem de “toplu şekilde gönderilmiş” olması gerekir. Sadece önceden talep edilmemesi veya sadece toplu olarak gönderilmesi; mesajın Spam olması için yeterli değildir.

Teknik Tanım:

Bir elektronik mesaj;
* Alıcıyla, mesaj içeriği arasında bir ilgi yoksa; yani mesajda yazılanlar, herkes için geçerliyse
VE
* Alıcı, mesajın kendisine gönderilmesine açıkça ve kanıtlanabilir şekilde izin vermemişse
Spamdir.

Spam mesajın veya epostanın içeriği önemli değildir. Toplu olarak gönderilen ve talep edilmemiş tüm postalar Spamdir. Mesajın içeriğinin “önemli” olması veya epostada “bizden mesaj almak istemiyorsanız, tıklayınız” tarzı bir bölüm bulunması; mesajın Spam özelliğini ortadan kaldırmaz.

İstenmeyen Posta göndermekten kaçınmak için:

* Satın alınmış adres listeleri kullanmayın.
* Tartışma gruplarına kendi tanıtım epostalarınızı göndermeyin.
* Mesajlarınızın başlık ve içeriğinin, yanlış veya yanıltıcı bilgi içermemesine dikkat edin.
* Kullandığınız listelerdeki kişilerin onay mesajlarının, ve eposta hesaplarını elde etme yollarının kayıtlarını tutun.

Spam Testi:

* Satın alınmış herhangi bir eposta adres listesini, veritabanınıza eklediniz mi?
* sales@… info@… gibi genel adreslere mesaj gönderiyor musunuz?
* Dolaylı yoldan eposta gönderen grup veya dağıtım listelerine mesaj gönderiyor musunuz?
* Eposta listenize açık biçimde katılmamış birisine mesaj gönderiyor musunuz?
* Orjinal adresinizi veya eposta erişim yollarınızı gizlediniz mi?
* Üçüncü bir eposta adresini veya alanadını, izin almadan kullandınız mı?
* Epostanızın başlık kısmı yanlış veya yanıltıcı bilgi içeriyor mu?

Yukarıdaki sorulardan en az birine “Evet” cevabı verdiyseniz; “Spamci” olma ihtimaliniz yüksek demektir. “İstenmeyen Postalar” kategorisinde yayınlanan mesajlar yukarıda anlatılan türde mesajlardır.

Not: Güncel Spam ve Spamci taktiklerini -İngilizce- anlatan bir video için tıklayınız.

Başörtüsü mü, türban mı? Özgürlükler yine kurban mı?

Cuma, 08 Şubat 2008

Seneler önce…

Merkezi sınavlardan biri… Sınıfta son hazırlıklar, sınav başlamak üzere…

İçeri giren sınav görevlisi; sıkılganca ve sessizce önde oturan başı örtülü kızın kulağına birşeyler fısıldıyor. Kız başındaki örtüyü çıkarıyor. Saçını açıp, sınavına giriyor. Görevli çıkarken: “Kusura bakmayın, ama biliyorsunuz kurallar…vb. vb. vb.”

Gören rahatsız, uygulayan sıkkın, uygulananın zaten saçı başı dağılmış…

“Böyle kanun, nizam, uygulama olur mu?” demeyin. Türkiye’de uygulandı işte.

Neyse ki başımızda devlet var. Rezilliğe el konuldu, durum incelendi. Ve “daha yeni” bir nizamname çıkarılıyor. Yetkin kişilerden biri kanuna fotoğraf koymak istedi, ve bir diğeri de dedi ki: “Düğüm mü, çengel mi; yönetmelikte tarif edilecek”. Siz anlayın artık halimizi…

İşte özgürlüğü devlet verirse, ahanda böyle “kol saati” tadında verir. Hatta verir gibi yapar. Eline yüzüne bulaştırır. Sonra da kimsenin anlayamayacağı kanunlarla işi örtbas eder…

Eşşek kadar kızlar, kadınlar; ne yaptıklarını bilirler. Başlarını nasıl bağlayacaklarını da bilirler, nasıl açacaklarını da!

“Kendi istediğin gibi değil de, bizim gösterdiğimiz gibi yap!” diyenler, saçmalıyorlar…

Peki şu soruları soranlar saçmalıyor mu?

- Siyasi simge olsa ne olacak?
- Toplumda uzlaşma olmasa ne olacak?
- Kamuda da özgür olsa ne olacak?
- Lisede de serbest olsa ne olacak?
- Cehalet, kör inanç veya şeriatçılık sebepli olsa ne olacak?
- KAFA, “ONUN” KAFASI DEĞİL Mİ?

Kimse tartışmayacak mı işin “özgürlükler” kısmını?
Yeterince “çoğunluk” olmayınca, özgürlükler elde edilemeyecek mi?
Genel ve medeni düzenlemeler yerine; hep böyle günlük, popülist değişikliklerle idare mi edilecek?

Bir yıl üç ay hapis cezası… Boru değil! Çok normalmiş gibi, kimsede çıt yok. İki tane cümle yüzünden, iç acıtıcı şekilde cezalandırılan Atilla Yayla da mı başını örtsün???

Sağlığım, devlete emanet. Özgürlüklerim de…

Pazartesi, 14 Ocak 2008

Sigara yasağı, sigarayla savaşanlar, duman avcıları… vs. vs. vs. Amaç; devletin, vatandaşları arasında ayrımcılık yapması. Devletse; insanların işine burnunu sokmaya dünden razı.

Dünyanın her yerinde; işi gücü bırakıp, sigara içenlere karşı kanunlar çıkarttırmaya çalışan insanlar var. Kendilerini Florence Nightingale sanan bu lobicikler; asıl mevzunun sağlık değil, özgürlükler olduğunu maalesef anlayamıyorlar.

Haklılık iddiası için bazı araştırma ve anket rakamlarının manipüle edildiği biliniyor. Pasif içiciliğin insan sağlığına ne kadar zararlı olduğunun tespiti; bilimsel metodoloji açısından zaten çetrefilli bir konu.

Biz yine de çok çok zararlı olduğunu kabul edelim… Veya daha ileri gidip; sigaranın, insan sağlığı için en büyük tehdid olduğunu, pasif içicilerin neslinin de tükenmek üzere olduğunu varsayalım…

Ne düşünürsek düşünelim; devletin, işyeri sahiplerine: “Müşterileriniz arasından bazılarını sevecek, bazılarını ise aşağılayacaksınız.” demesi, özgür olduğunu iddia eden bir ülkeye yakışmaz.

18 Ay sonra umarım bu saçmalık unutulur da, Türk milletinin o eşsiz “kanuntanımazlığı” devreye girer. Ve insanlar der ki: “Barda, restoranda “zorunlu” sigara yasağı mı olurmuş? İmparatorluk mu burası? Biz kul muyuz?”

Tabi ki; işyeri sahipleri, kendi mekanlarında sigara içilmesini engelleyebilirler. Fakat bunun zorunlu tutulması, özgürlükleri zedeler. İşletmeler, müşteri şikayetlerini dikkate alırlar. Bir restoran sahibi; sigara dumanı yüzünden para kaybettiğine inandığı anda, sigarayı zaten yasaklar. Kanuna ne gerek var.

Yüzyıllardır işleyen bu sisteme, devletin çomak sokması sadece “sosyal kontrol” isteğiyle açıklanabilir. Sigara içmeyen, yalan söylemeyen, ahlaklı, çalışkan… bir ulus yaratma emelleri; tarihte birçok insan hakları ihlalleri ve iç acıtan despotluklarla sonuçlandı. Ders çıkarmak gerekli.

Sigara içenler, ikinci sınıf vatandaştır.” diyenlere sözüm:

Ali Cengiz oyunlarını bırakın. İki dakika delikanlı olup; yasaklasanıza sigarayı!!!

Darfur’u Yaşamak

Perşembe, 20 Aralık 2007

Mattafix - Living Darfur

2003′ten günümüze kadar: En az ikiyüzbin ölü, iki milyondan fazla mülteci.

Aklıma geldiğinde rakamlar; yirmibine, ikiyüzbin miydi diye düşünüyorum bazen. Ne kadar ayıp!!!

200000 insan, 2000000 insan; ilk bakışta rakamlar aynı gibi. Ama ikinci rakam şanslı olanları gösteriyor. Açlık, sefalet içinde belki de ölümü bekleyenler, şanslı olanlar…

Sorun yıllara dayanıyor. Hem Sudan’da, hem de dünyada birçok taraf var. Tüm taraflar kendi değerlendirmelerine göre hareket ediyor ve birçoğu değerlendirmelerinde çok yanılıyor.

2003′ten beri bu rezillik devam ediyorsa, bazı şeyler yanlış yapıldı ve yapılıyor demektir. Bu sorun çözüldüğü an, gerekenlerin yapıldığı andır. Umarım dersler hızlı çıkarılır.

Yaşanan karmaşanın içinde sadece iki rakamı doğru hatırlamak gerekli belki de:
En az 200000 ölü,
En az 2000000 mülteci.

Bu bayram sabahı, halimize şükretmek için bahane olması bir yana…

O sıkıntıları senelerdir, belki de hayatları boyunca çekenlerin; gülümsemesi, dans etmesi, oynaması… Kısaca; “çabalaması” ilham verici değil mi? İşte insan mucizesi


Creative Commons License
İlyas Arslan Blog by İlyas Arslan is licensed under a Creative Commons Attribution-Share Alike 3.0 Unported License.